MOZAİK YOLU

Oceanus Tethys Mozaiği-Hatay Arkeoloji Müzesi (Hatay)

M.Ö. 4000’li yıllardan günümüze kadar sayısız uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa illerinin yer aldığı bölgede özellikle son yıllarda yoğunlaşan arkeolojik kazılar sonucunda sayısız mozaik gün ışığına çıkarılmıştır. Tarih boyunca bu bölgede yaşayan zengin tüccar ve askeri bürokrat sınıfın gösterişli şekilde inşa ettikleri evlerinde bulunan mozaikler, özellikle Helenistik ve Roma dönemindeki günlük yaşama dair günümüze paha biçilmez bilgiler ulaştırmışlardır. Bu keşiflerle tüm dünyanın ilgisini çeken ‘Mozaik Yolu’ bölgesi, aynı zamanda bilinenlerin yanında bilinmeyenlerin de dünya tarihine kazandırılması açısından önemli bir yere sahiptir.

 
URFA EDESSA MOZAİKLERİ

Menanith Mozaiği – Edessa Mozaik Müzesi (Şanlıurfa)

Urfa’nın Helenistik Dönem’de Seleukos yönetimi sırasında aldığı ve uzun süre kullandığı isim olan Edessa, geç Roma döneminde bağımsız olarak bir krallığa dönüşür. Edessa’da krallık dönemi hanedanlığının, şehrin kendi özgünlüğü içinde bir yaşayış tarzının önünü açmasıyla kazanılan yöresellik, sanatta da kendini gösterir. Özellikle mozaik sanatı, bu çerçevede özgün bir anlayışla ortaya konur.

Edessa şehrine özgü, Estrangelo Süryanice denen Aramice’nin farklı bir diyalektiği ile yazılmış yazıt örneklerinin yer aldığı mozaiklerin, yerel kültür öğelerinin ve aile ilişkilerinin anlatıldığı eserler olarak başka benzerleri yoktur. Hemen hemen hepsi mezarlarda ele geçen bu mozaikler, şehrin kuzey, batı ve güneyinde yer alan nekropol (mezarlık) alanlarında yer alır. Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa gibi ülkelerin kimi seçkin müzelerinde de Edessa mozaiklerine ait örnekler görmek mümkündür.

Urfa’nın en önemli mozaik eserlerinden biri de Haleplibahçe Amazonlar Mozaiği’dir. Dört Amazon kraliçesinin Hellence isimleriyle aynı panoda betimlendiği tek örnek M.S. 5-6.yüzyıl arasına tarihlenen Haleplibahçe mozaiğidir. Savaşçı amazon kraliçelerinin mozaiğe resmedilmiş dünyadaki ilk örneklerine rastlanılan Haleplibahçe Mozaikleri, mozaik tekniği, sanatı ve 4 mm² ebadında Fırat Nehri’nin orijinal taşlarından yapılması ve benzeri özelliklerinden dolayı, dünyanın en kıymetli mozaiği olarak tanımlanır.

 
GAZİANTEP ZEUGMA MOZAİKLERİ

Çingene Kızı – Zeugma Mozaik Müzesi (Gaziantep)

Strabon’un “Mezopotamya’nın Kalesi” olarak nitelendirdiği Zeugma, Fırat Nehri’nin üzerinde Mezopotamya’ya geçişi sağlayan bir kapı niteliğinde, pek çok medeniyet için de köprü-geçit işlevi görmüş önemli bir Hellen ve Roma şehridir. Stratejik konumu nedeniyle bir askeri-kent (katoikia) modelinde kurulmuştur. 1993 ve 2003 yılları arasında devam eden kazı çalışmalarında, Zeugma Antik Kenti’nde, Roma döneminde var olduğu bilinen birçok villa ortaya çıkarılmıştır. Bu villaların sığ havuz, çeşme ve odaların tabanında yer alan mozaikler, teatral, mitolojik sahneler ve geometrik desenlerden oluşur.

MS 2. ve 3. yüzyıla ait olan Zeugma mozaikleri; birim alanda kullanılan küçük taşların (tessera) çokluğu, kullanılan renk miktarı ve tonlarının başarıyla uygulanması, mozaiklerdeki derinlik ve perspektif, mozaik sanatçılarının bazı eserlere imza atmış olması, mitolojik konuların sıkça işlenmesi, bazı mozaiklerin konusu bakımından dünyada tek olması, bağcılık faaliyetlerinin gelişmesine bağlı olarak Dionysos konulu mozaiklerin çokluğu ve mozaiklerin aynı zamanda ev sahibinin kişisel özellikleri hakkında da bizleri aydınlatıyor olmasıyla öne çıkar. Gelişim süreci içinde, mozaiklerin yüzeydeki süsleme malzemesinin köklü değişiklikler geçirdiği görülür.

Roma egemenliğinde en zengin dönemini yaşayan Zeugma özellikle kent yaşayanlarının konutlarında yer alan ve antik döneme ait mitoloji ve edebiyata dayalı sahnelerin yer aldığı zengin mozaikleriyle, antik dünyanın bilinmeyen yeni mitolojik ve edebi hikâyelerine ışık tutar. Daha önceden bilinmeyen edebi metinlere dayalı bu sahneler Antik Dünya edebiyatı ve ikonografyasına büyük katkılar sağlar.

 
KAHRAMANMARAŞ GERMENİCİA ANTİK KENTİ

Kadın Maskı Mozaiği – Germenicia Antik Kenti (Kahramanmaraş)

Kahramanmaraş’ın yakın zamandaki arkeolojik çalışmalarda, antik dönemde çok önemli bir kent olduğu ve ticaret yolları üzerinde kesişme noktası olduğu ortaya çıkar. Roma döneminde Maraş’ın adının Kaiseria Germanicia (imparator Germanikus’un şehri) olarak anıldığı eski kaynaklardan öğrenilmektedir. Bazı kaynaklarda Germanicia adının, Kommagene Kralı IV. Antiokhos tarafından Roma İmparatoruna yaranmak amacıyla verildiğinden bahsedilmektedir. Yine bazı tarihçilere göre, Maraş şehrine IV. Antiokhos’un dedesi ve Nemrut Dağı’ndaki mezarın sahibi I. Antiokhos (M.Ö. 54-36) kendi adını verdiğinden şehir o dönem Antiokheia olarak anılmış ve diğer Antiokheia’dan ayırmak için Antiokheia pros Tauro (Toroslardaki Antakya) olarak tanımlanmıştır.

Bir İmparator adına kurulduğundan ya da bir İmparatorun onuruna adı değiştirildiğinden Germanicia şehrine büyük önem verilmiş ve İmparatorluğun üst düzey idarecilerinin ve halkının buraya yerleştirildiği kaynaklarda ifade edilmiştir. Anadolu’da bazı büyük kentlere tanınan para basma hakkını edinen Germanicia’da, Roma İmparatoru adına şehirde para basılmıştır. Bu paraların üzerinde Kent tanrıçası Tykhe ve ayaklarının dibinde Irmak tanrısının figürü vardır. Bu ırmağın Ceyhan (Pyramos) olduğu düşünülmektedir. Bu sikkeler imparator Marcus Aurelius, Lacius ve Commodus dönemlerinde basılmıştır.

Maraş sıklıkla tahrip olan bir bölge olmasına rağmen doğu Toros geçit noktasında bulunması sebebiyle Roma imparatorluğu döneminde de ticaret merkezi olarak önemini korumuştur. Mezopotamya medeniyetini oluşturan topluluk ve devletlerin Anadolu medeniyetleri ile irtibatını sağlayan Maraş’ta yapılan lokal çalışmalarda açığa çıkan arkeolojik bulgular sonucunda, antik dönemde çok önemli bir Roma Kenti olan yazıtlarda adı geçen fakat yeri bilinmeyen Antik Germenicia Kenti olduğu keşfedilmiştir. Germanicia Antik Kentine ait ilk belge olarak kayıtlara geçmiş ve ortaya çıkarılan mozaiklerin, ele geçen arkeolojik buluntular ve sikkeler ışığında M.S. 4-6. yüzyıllara ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ortaya çıkarılan mozaikler dönemin sosyal yaşamı, mimarîsi, fauna ve florası hakkında detaylı bilgiler barındırmaktadır, dönemin insanlarının giyim tarzları ve bunlardaki farklılığın sınıfsal farklılığı da temsil ettiği ve giyim tarzlarında Roma dönemi etkilerinin görüldüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca, mozaikte mozaik ustalarının gerçekçi ve doğal bir üslup kullandıkları ve bunu sağlamak için de doğadaki birçok rengi kullandıkları, aynı rengin farklı tonlarını kullanarak gölgelendirme yaptıkları ve tonlamalara önem verdikleri gözlemlenmiştir.

Germanicia mozaiklerini yakın bölgedeki diğer mozaiklerden farklı kılan en önemli nokta, dönemin mimarîsini yansıtan binaların mozaiğe işlenmiş olmasıdır. Ayrıca, mozaik üzerindeki villa resimlerinin her birisi de ayrı bir kasaba, ya da o dönemdeki küçük yerleşim birimlerini, villaların üzerindeki Grekçe yazıtların ise mülkiyeti anlatması sebebiyle bilinen tüm mozaiklerden ayrı bir yere koymaktadır.

 
ANTAKYA MOZAİKLERİ

IV.Yüzyılda Roma Döneminde yaşamış olan ünlü tarihçi Ammianus Marcellinus “Dünyada hiçbir kent, ne topraklarının bereketi,ne de ticaretteki zenginliği bakımından bu kenti geçemezdi” sözleriyle tanımlar Antakya’yı. Tunus’un Bardo kentinden sonra dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesine sahip olan Antakya,insanı büyüleyen bir abide gibidir.

Antakya,tarihte kente hayranlık duyan imparatorlar, gezginler tarafından “Doğunun Kraliçesi” diye bilinirmiş, M.Ö. 8000’lere uzanan tarihi mirası, 13 medeniyetin eşsiz izi ve dünyaca ünlü mozaikleriyle adeta dünya tarihinin özeti gibidir.

Hatay İli, Antakya İlçesi sınırları içinde yer alan Helenistik ve Roma dönemlerinin görkemli kenti Antiokheia, kuruluşundan günümüze dek kesintisiz yerleşim görmüş kadim bir kenttir. Antiokheia, antik kayıtlara göre I. Selevkos tarafından MÖ 300 yılında kurulur. Antiokheia’da, liman şehri olan Seleukeia Pieria ve zengin Romalı tüccarların Daphne kazılarında ele geçen mozaikler, hamam, kilise, palaestra gibi kamu yapılarından, az da olsa mezar odalarından gelmekte ise de, büyük çoğunluğu evlere ait taban mozaikleridir.

Antakya mozaikleri estetik ve artistik değerlerinin yanı sıra arkeolojik bir obje olarak 400 yıllık mozaik geleneğindeki yüzyıllar boyunca yaşanan değişim ve gelişimi adım adım kesintisiz olarak gözler önüne serer. Aynı zamanda kentin sosyo-kültürel hayatındaki dönüşümün de izlenmesini mümkün kılar. Antakya mozaiklerinde figüratif sahneler içeren mozaik paneller, emblemata olarak opus vermiculatum tekniği ile atölyede pişmiş toprak çerçeve kalıp içinde yapıldıktan sonra mozaik tabanındaki yere konarak; ya da doğrudan mozaik taşların tabana yerleştirilmesi tekniği opus tesellatum olmak üzere iki temel yapım tekniğinde üretilir. Bugün dünyada 30’a yakın müze ve özel koleksiyona dağılmış olan mozaiklerin bir kısmı Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenir.

Proje hazırlıkları kapsamında ilgili illerdeki belediyelerin desteği alınarak belediyelerin belirlemiş olduğu temsilciler ile toplantılar gerçekleştirilmektedir. İlk etapta 3 gece 4 günlük bir kültür turu olarak ortaya çıkarılması planlanan projenin ilerleyen aşamalarında ABD, Avrupa ve Asya’da konferanslar ve etkinlikler yapılması hedeflenmektedir.